İlknur’ a Bir Kuş

Bir çicek vardır dışarıda, pencereden bakarsan…

Bir gökkusağı vardır, eğer göğe bakarsan…

Gökyüzünde ay karanlıkta belirir ama aydılatır eğer başını kaldırırsan…

Atmosfer senin ferahlığını ister eğer onun için nefes alırsan.

Bunları okurken alıp verdiğin nefes ile bahsettiğim nefes aynı. Bu yüzden bir sonraki dakika aynı nefes seninle olamayacak. Üzgünüm “an” kavramı işte böylesine geçicidir. Ve inan ki geçici olan şey değerlidir! Degerli olana değer ver, İlknur 🙂

Bir yolda gittiğini düşle, ama bu yola sen seçip girdin. Orada sen yürürken bir resim tablosu oluşmuş, ben arkandan görebiliyorum; İlknur’ un başı yere eğik, omuzları düşük ve yorgun görünüyor…

Aslında başını kaldırsa, tam üzerinde bir kuşun uçtuğunu görecek ama nafile…

İlknur yürümeye devam ediyor, yürüdükçe görünen manzara değişiyor; sol taraftan bir deniz kokusu geliyor, sağ taraftan ise bir orman kokusu.

İlknur kokuyu alınca başını sağa sola çeviriyor. Sırtındaki taşla dolu çantayı yere bırakıyor.

Gülümsüyor, içi ferahlıyor ve denizin kenarına kadar koşuyor. Bir başka taraftan, ötelerden bir minik kuş, İlknur’ un suyla oynadığı parmağına konuyor ve İlknur, kuşun güzelliğine dalarken, kuş konuşmaya başlıyor.

“Ben hafifim, uçabiliyorum! Ama sen, yükü olan yavaş bir yolcusun…” diyor.

İlknur’ un gözleri yaşla doluyor; “Bu kadar fark ediliyor mu? ” diyor.

Kuş ona, “Ben senin için özel renge sahip bir kuş olarak çıkageldim; sen her üzüldüğünde kanatlarımdaki tüylerden bir tanesi kopup düşer” diyor.

İlknur, şaşkınlık icinde ayağa kalkarken, kuş düşmemek için onun yanında kanat çırpıp, yüzünde oluşan şaşkınlığı izliyor…

İlknur, yanaklarındaki yaşları silerken özür dileyerek bunu bilmediğini söylüyor.

Kuş, “Bak sen yaşları sildiğin için tam şu bölgemde, işte tam orada, bak bir tüy yeniden oluştu, büyüyor…” diyor.

“Sayende üşümeyeceğim İlknur, sana çok teşekkür ederim…” diye sözüne devam ediyor. Sonra kanat çırpma sesiyle gökyüzüne yükselir, mavilikte süzülerek uçar ve tekrar gelmek üzere gözden kaybolur…

İlknur’ a Bir Kuş’ için 12 yanıt

  1. tanımıyorsun ama sanki tanıyorsun şöyle ki görmezden geldiğim göstermediğim ilknur’u daldığı deniz deryadan kolundan tutup çıkardın bir anda gün yüzüne öyle hissettim

    Liked by 1 kişi

  2. öyle ya gözlerim dolarken okuduğum satırlarda da aynısı yazdı sonra iki damla yaş aktı.. sanki sen yazarken beni okurken izlemişsin gibi. devam okuduğumda hemen sildim yanaklarımı. fark ettim de ben aslında hiç silmiyormuşum akan yaşları, onlar zaten kurur diye bilmeden kim bilir kaç kış geçirmiş o kuş
    çok teşekkür ederim, biliyor musun ilk defa biri bana bir şey yazdı. yani genelde ben onlara yazarım. meğer çok güzelmiş birinin oturup zaman ayırması ki sen beni tanımıyorsun bile
    yüreğine sağlık gerçekten çok özel oldu bu ne diyeceğimi bilmiyorum

    Liked by 1 kişi

    1. Beğenmene çok sevindim, bazı cümleler düşük yazılmış, onları düzelttim… Ben sadece kimse üzülmesin istiyorum. Kalbi kırılanlar tarafında iyileştirmek için pusuda yatıyorum 🙂 Öptüm, sıcacık güzel günler diliyorum:)

      Liked by 1 kişi

      1. kalbim kırık değil ama bazı şeyler onun boyunu aşıyor mesela kavuşma ihtimalinin neredeyse imkansız olduğunu bile bile çok çok uzaklardan sevip sevilmek gibi.. üzülmekten kırılmaktan çekinmiyorum, kalbimi zorlayan korkularım var benim üzmekten korkuyorum.. sevenin kalp kırıklığı olmaktan çok korkuyorum

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s