Bulutun Altında

Bulut, farklı bir basınç dalgasına tabi tutularak yoğunlaştı ve damla damla yeryüzüne düşmeye başladı. Islattığı adam bu durumdan memnundu çünkü artık göz yaşlarını saklamak zorunda değildi. Geleceğe dair en ufak bir mutluluk beklentisi kalmadığı gibi, aklında dönüp duran kişiyi de tanımıyordu. Neredeydi ki bu kadın? Adı neydi? Nelerden hoşlanırdı?
Çenesini sıkmış bir vaziyette kaldırımın kenarına kadar sendeledi ve hızla yanından geçen tır kornasıyla yüreğini bir kez daha parçaladı. Henüz aklına düşmüş ve tanışmak istediği kadını hayal ederken bir trafik kazası kurbanı olmak istemezdi.
Ya da isterdi! Bu yalanına doyum olmaz dünyada kim kendisini görecekti ki? Nasıl gerçek kalabilecekti yalnızlığından sıyrıldığında? Azap dolu günlerine bir yenisi daha eklensin diye mi yaşayacaktı? Tabii ki de hayır.
Fakat bu hayattan da göç etmeyecekti. Tatminsizliği ve belirsizliği ile bu hayatı kabullenip çenesini sıkmaya devam edecekti. Ta ki bir baskası daha yüreğini parçalayıp ona çığlık attırana dek! -S. Ü.

Dikkat! İntihara Sürükler

(Şarkı Linki)

Araba sarhoş, onunla kafayı bulmuşuz! Bir iki, bir iki tümsek çıktık ve ardından iniyoruz. Bir yakın tümsek daha, yükselen müziğin ritmi ile aşıldı. Şarkının sesi kulağıma boğuk geliyor; bass vuruşları sert, onları seviyorum!

Yolları aştıkça virajlar çoğaldı… Acınacak yalnızlığım ile son duyduğum şey, bu şarkı olsun ve yolun dışına savrulayım, istiyorum! Şu bariyerin aşağısında dev ağaçların en tepesi görülüyor. Belli ki uçurum! Düşünüyorum, direksiyonu sakin mi, yoksa sert mi kırayım? Araba kaç defa takla atacak, farları açık mı kalmalı? Savruluşa kimler şahit olacak?

Peki ya gün aydınlandığında, buradan geçen kaçıncı araba, beni fark edecek? Evdekiler merak edecekler mi beni? Ruhsuz bedenimle konuşmak için telefonum kaç defa çalacak?

Şarkı kulağımda son ritmlerini vuruyor. Zaten yeter bu kadar bekleyiş! Kararlı ve korkusuzum.

Bu inatla çığlık basarak, aniden direksiyonu sağ kırıyorum! Bariyerlerden hız alarak yükseliyorum… Ve devamını bilirsiniz…

 

Michel de Montaigne

montaigne

Rönesans dönemi Fransız edebiyatının en önemli ismi hiç şüphesiz deneme türünün öncüsü Montaigne (1533-1592)’dir. Denemeler adlı eserinde yer alan metinlerinde Hristiyanlıktan ve geleneksel düşünce biçimlerinden farklı olarak bağımsız insan düşüncesini ortaya koyan örneklere yer vermiştir. İnsan ve toplumla ilgili hemen her konuda alışılmışın dışında yeni yaklaşımlar getirmiştir. Montaigne, Denemeleri’nde başta insan sevgisi olmak üzere iyimserlik, dayanışma, özgürlük ve okuma alışkanlığı üzerine çok özgün yazılar kaleme aldı.

1498 senesinden 1547 senesine kadar ülkeye hükmeden On İkinci Louis ve Birinci François zamanında ülke, Almanya ve İtalya ile her seferinde aleyhinde neticelenen uzun süreli savaşlara girdi. 16. asırda, her geçen gün bozulan Hıristiyanlık dininin daha değişik ve bozuk mezhebi olan Protestanlık, Fransa’da yayılmaya başladı. Yeniçağ’da ortaçağ zihniyetinin hakim olduğu asiller ve avamlar şeklinde insanların hürriyet ve haklarının son derece sınırlı olduğu bir sosyal yapıya sahip olan Fransa’da kilise ve kral, 1572’de ülkede büyük bir Protestan katliamına girişti. 1600’lü yıllardan itibaren ülke yönetiminde sömürgecilik zihniyeti yoğunlaşmış; Dünya’nın çeşitli yerlerinde insanlık dışı muamelelerle sömürmeye başlamışlardır.

 

 

 

William Shakespeare

sheks.

Rönesans dönemi İngiliz edebiyatının en önemli tiyatro yazarı Shakespeare(1564-1616)’dir. Shakespeare dram ve komedya türlerinde hem nazım, hem düzyazı, hem de her ikisini birlikte kullanarak başarılı oyunlar yazmıştır. Oyunlarının tamamı beşer perdeden oluşur. Kin, aşk, dostluk, yükselme, öç alma gibi hemen hemen tüm insanî boyutları derinlemesine irdelemiştir. Başlıca dramları arasında Romeo ve Juliet, Hamlet, Macbeth, Othello, Kral Lear’dır.

İngiliz Reformasyonu 16. yüzyılda İngiltere Kilisesinin Papa ve Katolik Roma Kilisesinden ayrılması ile sonuçlanan bir dizi olaylar serisidir. Bu olaylar, kısmen, bu dönem boyunca Avrupa’nın birçok bölgesine ulaşan ve Hıristiyanlık uygulamalarını etkileyen bir dinsel ve politik hareket olan Avrupa Protestan Reformasyonu hareketinin yayılması ile bağlantılıdır. Bu süreci; feodalizmin çöküşü, milliyetçiliğin yükselişi, ortak hukukun yükselişi, matbaanın icadı ve ayrıca buna bağlı olarak İncil’in dolaşımının artması, bilim adamları, üst ve orta sınıflar arasında yeni bilgi ve düşüncelerin yaygınlaşması gibi birçok gelişme etkilemiştir.

Devlet Adamları

Büyük devlet adamları, yargılanmayacaklarını bildikleri için tarihler boyu savaşmış ve bu günümüzde tek bir imzaya bakar; milyonlarca kişinin ölümüne, milyonlarca askerin tecavüzüne izin vermiş… Halbu ki senin gibi eli kolu olan gerçek insanlardan bahsediyorum. 

Biz ise, ruhumuzu inceltiyoruz; kıl gibi incecik yapıyoruz ki kimseyi üzmeyelim, kötülüğümüz olmasın. Kötü bir söz ve hareketi kendimizde hak olarak görmüyoruz. Ruhumuza eziyet ederek sıkıp iyice inceltiyoruz. Böyle yaparken onlar gibi asla özgür hissetmeyeceğiz!

Miguel de Cervantes

don-kisot-un-yazarini-bilemedi-vatandasligi-4586375_7693_o.jpg

Dünya edebiyatında Modern edebiyatın başlangıcı olarak Don Kişot isimli bu kitap sayılmaktadır. İspanyol romancı Miguel de Cervantes Saavedra yazmıştır.

İspanyol Altın Çağından bir örnek olarak en akıcı edebi eserlerden biridir ve belki de İspanyol edebiyatına ciddi bir giriştir. 16 Ocak 1605’de yayımlanan bu roman, modern Batı edebiyatının en kayda değer kurgu romanlarındandır.

Yazarın romanı yazdığı dönemde ülkesi, Avrupa’da en büyük güç haline gelmiştir. Lakin yazar yaşamının sonlarına doğru, bu ünlü eserini dolandırıcılıkla itham edilip düştüğü hapishanede kaleme almıştır.

Konusu: La Mancha’da yaşamakta olan 50’li yaşlarındaki eski bir toprak ağası olan Don Kişot şövalyeleri anlatan kitaplara takıntılıdır ve yazılan her şeyin doğru olduğunu sanmaktadır. Don Kişot Sancho Panza ve Rosinante ile birlikte umarsızca şövalyelik günleri tasarlarken, etrafındaki insanlar onun yavaş yavaş çıldırdığını düşünür. Dulcinea del Toboso, Don Kişot’un hayalinde canlandırdığı ve onunla birlikte maceralar kurduğu sevgilisidir. Don Kişot, yani Senyor Kesada; halkını, vatanını çok seven bir insan olduğu için olsa gerek Sancho Panza’yı da yanına alarak Don Kişot oluyor. Kitapta da sözü edildiği üzere Don Kişot, mazlumları korur ve de kötülere göz açtırmaz. Fakat her zaman yere yıkılır.